Arzu Pınar Demirel

arzudemirel@headlinebpr.com

Usta Giremez'in Hikayesi

Leave a Comment
Beş yıl önce evimi baştan sona yenilemeye karar verdiğimde, ustalarla yaşadıklarım beni öylesine hayal kırıklığına uğratmıştı ki; içimi yazarak dökebilmiştim. Sonra yazımı Evim Dergisi'nde gönderdim, çok beğendiler. 1.5 yıl süresince her ay bir yazım yayınlanmaya devam etti. Bir yandan da Usta Giremez yaşam buldu. Zamanla ustaların iyi olanlarını seçmeyi öğrendim ve blogda da yazılarımın yerini beğendiğim dekorasyon fotoğrafları aldı.Blogun teması değişse de, ismi baki kaldı: Usta Giremez...


Usta Giremez'i takip ettiğiniz için teşekkür ederim. Sizlerden çok güzel mesajlar alıyorum. Pek çoğumuz ustalardan yana dertliymişiz; ancak haberleşerek, birimizin bildiğini diğeriyle paylaşarak, evlerimiz başlarımıza yıkılmadan da ilerleyebiliyormuşuz.

Evim Dergisi'nde ilk yayınlanan yazımı okumak isterseniz:
Ev kendimi rahat ve huzurlu hissettiğim, dış dünyadan uzaklaştığım bir yer olmuştur benim için. Hele de yeni temizlenmiş, mis gibi kokmuş, çiçeklerle ve mumlarla süslenmişse. Evde olmak kadar, dekorasyon dergilerine    bakmak da aynı huzuru verir bana.

Dekorasyonla bu kadar ilgili olunca, evdeki eksiklikler de daha fazla batıyor gözüme. Duvarları şu renge boyatsam, kapıları değiştirsem derken; kendimi yıkık dökük bir inşaatın içinde buluverdim. Kendime olan yersiz güvenden mi, yoksa her zaman hobim olmuş bir alanda cebelleşmek istememden dolayı mıdır bilinmez, profesyonel yardım almadan evimi yenilemeye giriştim. Hem bu konularda az çok fikrim olmuştu. Gezmediğim fayansçı, mutfakçı, banyocu kalmamıştı. Zevkime göre en iyileri, en uygun fiyata ben bulamayacaktım da kim bulacaktı?Buldum bulmasına da, işin usta kısmını atlamışım. Hepsini ciddi referanslarla bulduğum ustalar bir bir dökülmeye başladılar. Birisi evin altına üstüne getirip, fayansları kırdıktan birkaç gün sonra işe gelmemeye başlayınca, tartıştık. İşi özenli yapsın diye, ücretinin yarısını vermiştim en başta. Avansın üstüne yatarak; “tabi vereceğim abla, şimdi dağıttım ama en kısa zamanda “ diyerek, ortadan kayboldu.Sonra anlaştığım, aynı anda birkaç iş birden almış üstüne, genelde çırağını yolladı. Sonuçta tüm yerler yamuk oldu. Fayans döşenen yerlerde değil de, laminant kaplanan odalardaki boşluklar ve yamukluklar hissediliyor. Meğer iş tamamlanmadan, yer eğri mi düz mü diye kontrol etmek gerekirmiş.

Boya işini de başka ustaya vermiştim.Fiyatta indirim yapması için, gerekmedikçe alçı sürmemesi üzerine anlaşmıştık. Aradan birkaç ay geçince, alçısız boya yaptırılmaması gerektiğini anladım. Duvarda çatlamalar, soyulmalar başladı bile.Mutfağı ve banyo dolabını yapan ustayı sevdim. İşleri zamanında teslim etti. Para konusunda da gözü tok ve işinde özenliydi. Tek sorun mutfak tezgahının boyuma göre çok yüksek olması. Kendimi “o çok beğendiğim İskandinav mutfakları da böyle yüksektir” diye avutsam da, yemek yapmanın keyfi sadece topuklu terliklerle çıkar oldu. Aslında tezgahın yüksekliğinde anlaşmıştık, ama sözlü olarak. Demek ki muhakkak çizilerek ve yazılı olarak da teyit edilmeliymiş konuşulanlar ve boyutlar.

Aynı yükseklik sorunu klozetle ilgili de başıma geldi çünkü. Otururken ayaklarının yere tam basmaması, parmaklarının ucunun değmesi hiç düşünülemeyeceği kadar konforsuz bir durummuş. Tekrar fayansları bile kırdırmayı göze alıp; su tesisatçısı ve fayansçı ustaların söz verdikleri zamanda gelmemelerinden dolayı iki haftamı klozetsiz geçirip, daha aşağıya takdırdım sonradan. İş biter bitmez paranın hepsini ödemesem, bir kısmını bir haftalık kullanım süresinden ve aksaklık çıkmadığını gördükten sonra versem, beni bu kadar oyalamazlardı herhalde. Şanslıyım ki, karşı komşum bana anahtarını verdi de tuvalete ona gidip geldim iki hafta boyunca. Bu arada fayanslar ve malzemeler size teslim edilirken, muhakkak sayarak ve kontrol ederek alın. Çünkü eksik ve kırık gönderebiliyorlar. Derz dolgusu rengini özellikle seçin, danışman görevlilerin zevkine bırakmayın. Krem rengi duvar fayanslarına, koyu gri derz dolgusu verebiliyorlar. Aklınızda bulunsun.
Evi komple yenilerken, yan balkonu da kapattırdım, depoloma alanı olarak kullanmak için. Tanınan, bilinen bir markanın bayisiyle anlaştık, sözleşme de yaptık. Ölçüler alındı, indirim yapması için herşey peşin ödendi. Sözleşmede yazan teslimat tarihi geldiğinde, henüz üretime başlamadıklarını öğrendim. Üç hafta sonra, takmaya geldiklerinde, ölçüleri de yanlış aldıkları ortaya çıktı. Yeni baştan tekrar yaptırmak zorunda kaldılar.Sonrasında pencere de kapanmadı, gelip tamir ettiler. Anladım ki, bu işlerde büyük markalar bile vaad ettikleri kadar profesyonel olmayabiliyorlar.

Salon parkelerimi seviyordum. Eskiydi ama herkes “aman ha şimdi böyle kalitelisini bulamazsın” dediği için değiştirmemeye ve silistre yaptırmaya karar verdim. Ev boyanırken, parkelere damlamasın diye de en sona bıraktım bu işi. Usta iyiydi, fiyatta da anlaştık. Tek sorun silistre yaparken, duvar boyasını da kazıması oldu. Boyayı en sona bırakmak gerekirmiş.Sudan elektrik tesisatına kadar her şeyi yenilendi evimin. Her yeri kırıldı; fayansları, banyosu, mutfağı değişti. Bu sancılı süreç 40 gün sürdü. Arkadaşlarımın dediğine göre iyi bile olmuş, genelde iki, üç ayı bulurmuş.Herkes ustalardan yana dertliymiş. Kimisi usta yüzü görmek istemediğinden, evini bile yaptıramıyormuş. Kime anlatsam “geçmiş olsun” dedi, çoğuyla anılarımız benzeşti. Sonuçta evim istediğim gibi oldu, gerçi içimden hala pek çok şey yapmak geliyor. Ama mümkünse ustasız…

Next PostSonraki Kayıt Previous PostÖnceki Kayıt Ana Sayfa

0 yorum: