Arzu Pınar Demirel

arzudemirel@headlinebpr.com

Alışkanlıklarımızı dönüştürmek kolay olmasa da; yaşam biçimimiz değişiyor. Evler küçülüyor ve bizim de uyum sağlamamız gerekiyor. Bu daha az eşya biriktirerek, saklama alanlarını küçültmek; mobilyaları azaltarak, küçük evlerde nefes almayı da sağlamak anlamına da geliyor. Bu evin fotoğraflarını ilk gördüğümde, New York'ta olduğunu sanmıştım. Ev Romanya'dan, Fransız bir dekorasyon blogu olan Planet Deco yayınlamış. Globalizm ne güzel değil mi, ben de sizlerle paylaşıyorum.











Hep bejler, kremler, sınırları zorlamayan, uslu renklerle nereye kadar? Hayat böyle geçer mi?

Günün hayali bu ev olsun. K: http://casatreschic.blogspot.com.tr/







Ben başladım :) Bu beyaz bir mağara içine yapılmış gibi duran otel, Yunanistan'da.Michalis Anestis tarafından dekore edilmiş. K: http://www.archilovers.com/








Harika bir sofra değil mi? Kaynak: http://theneotrad.com/






Genelde yazlıklara reva görülse de; benim her daim favorilerimin başında geliyor bu renkler. Okyanusun binbir tonu diye de özetleyebilirim aslında; mavi, turkuaz, indigo diye isim isim saymak yerine.  Fotoğraflar, yıllardır, ara vermeden, turkuaz sevgisini blogunda paylaşmaya devam eden,  House of Turqouise'den. O da kendisini sadece turkuazla sınırlamamış, mavinin diğer tonlarına da dünyasında yer açmış.







Our food stories, yemek ve sunum fotoğraflarını çok beğendiğim bir blog.  http://www.ourfoodstories.com/ adresinden ziyaret edebilirsiniz. Estetik yönleri çok güçlü. Bizim Türk sofralarından alışık olduğumuz bir tarzı yok ancak, sadeliği ve değişikliği sevdiğim için, bana tam anlamıyla hitap ediyor.